Metabolik Sağlığın Temel Göstergesi Olarak Kan Şekeri

Kan glukozu, yaygın olarak bilinen adıyla kan şekeri, vücudun temel enerji kaynağıdır ve seviyesinin hassas bir denge içinde tutulması, genel metabolik sağlık için hayati öneme sahiptir. Kandaki glukoz seviyeleri, vücudun pankreastan salgılanan insülin hormonuna ne kadar etkili bir yanıt verdiğinin doğrudan bir yansımasıdır. Bu nedenle, açlık ve tokluk durumlarındaki kan şekeri ölçümleri, diyabet (şeker hastalığı) ve prediyabet (gizli şeker) gibi kronik ve ilerleyici hastalıkların erken teşhisi, takibi ve yönetiminde merkezi bir rol oynamaktadır. Bu rehber, kan şekeri değerlerinin ne anlama geldiğini, sağlıklı bireyler için referans aralıklarını, risk durumlarını ve tanı kriterlerini, Türkiye Endokrinoloji ve Metabolizma Derneği (TEMD), Türkiye Diyabet Vakfı (TÜRKDİAB) ve Amerikan Diyabet Birliği (ADA) gibi önde gelen sağlık otoritelerinin güncel kılavuzları ışığında kapsamlı bir şekilde ele almayı amaçlamaktadır.

Kan Şekeri Ölçümünün Temelleri: Farklı Testler ve Anlamları

Kan şekeri seviyelerinin doğru bir şekilde değerlendirilmesi, farklı fizyolojik durumları yansıtan çeşitli testlerin anlaşılmasını gerektirir. Her bir test, metabolik sağlığın farklı bir yönünü aydınlatır ve bu testlerin sonuçları bir bütün olarak değerlendirildiğinde en anlamlı klinik tabloyu sunar.

Açlık Kan Şekeri (AKŞ): Bazal Metabolik Durumun Anlık Görüntüsü

Açlık kan şekeri (AKŞ), en az 8 ila 12 saatlik bir açlık döneminin ardından, genellikle sabah saatlerinde venöz plazmadan ölçülen kan glukoz seviyesini ifade eder. Bu test, vücudun bazal (dinlenme) durumundaki glukoz dengesini, özellikle karaciğerin glukoz üretimini ve pankreasın temel insülin salgısını yansıtır. Diyabet taraması ve tanısında en sık kullanılan ilk basamak testlerden biridir ve metabolik sağlığın temel bir göstergesi olarak kabul edilir.

Tokluk Kan Şekeri (TKŞ): Vücudun Karbonhidrat Yanıtının Değerlendirilmesi

Tokluk kan şekeri (TKŞ), besin alımını takiben, genellikle yemek başlangıcından 2 saat sonra ölçülen kan şekeri seviyesidir. Bu ölçüm, vücudun karbonhidrat yüküne verdiği yanıtı değerlendirir. Spesifik olarak, pankreasın yeterli miktarda ve zamanında insülin salgılama kapasitesini ve vücut hücrelerinin bu insülini ne kadar etkin bir şekilde kullanarak glukozu kan dolaşımından alabildiğini (insülin duyarlılığını) gösterir. Yemek sonrası kan şekeri seviyelerinin uzun süre yüksek kalması, insülin direncinin erken bir belirtisi olabilir ve bu durum, diyabet gelişimi için önemli bir risk faktörüdür.

Uzun Vadeli Takip: Hemoglobin A1c (HbA1c) Testinin Stratejik Rolü

Hemoglobin A1c (HbA1c) veya glikozillenmiş hemoglobin, kandaki glukozun kırmızı kan hücrelerinde (eritrositler) bulunan hemoglobin proteinine bağlanmasıyla oluşan bir bileşiktir. Kırmızı kan hücrelerinin ortalama ömrü yaklaşık 2-3 ay olduğundan, HbA1c testi bu süre zarfındaki ortalama kan şekeri seviyesinin güvenilir bir göstergesini sunar. Bu testin en büyük avantajları arasında açlık gerektirmemesi, stres, anlık hastalık veya egzersiz gibi günlük dalgalanmalardan etkilenmemesi ve bireyler arası değişkenliğinin daha düşük olması yer alır. Bu özellikler, HbA1c’yi hem diyabet tanısında hem de tedavi etkinliğinin takibinde son derece değerli bir araç haline getirir. Ancak, eritrosit ömrünü etkileyen demir eksikliği anemisi, ağır kanama, kan transfüzyonu, bazı hemoglobin hastalıkları (hemoglobinopatiler), gebelik ve ileri evre böbrek yetmezliği gibi durumlarda HbA1c sonuçları yanıltıcı olabilir. Bu gibi özel durumlarda, tanı ve takip için plazma glukoz ölçümlerine başvurulması daha doğrudur.

Tanısal Testler: Oral Glukoz Tolerans Testi (OGTT) ve Rastgele Plazma Glukozu

Oral Glukoz Tolerans Testi (OGTT), halk arasında “şeker yükleme testi” olarak da bilinir. Özellikle AKŞ değeri normal veya sınırda olan ancak diyabet şüphesi devam eden bireylerde glukoz metabolizmasını daha detaylı incelemek için kullanılan bir testtir. Test, standart olarak 75 gram glukoz içeren bir solüsyonun içilmesinin ardından açlık ve 2. saatte kan şekeri seviyelerinin ölçülmesine dayanır.

Rastgele Plazma Glukozu ise günün herhangi bir saatinde, açlık durumuna bakılmaksızın ölçülen kan şekeri değeridir. Bu test, tek başına tanısal olmaktan ziyade, çok idrara çıkma (poliüri), aşırı su içme (polidipsi) ve açıklanamayan kilo kaybı gibi belirgin diyabet semptomları olan kişilerde anlamlıdır.

Bu testlerin her biri, metabolik sağlığın farklı bir anını ve yönünü yansıtır. AKŞ normal olan bir bireyde, OGTT ile gizli bir glukoz tolerans bozukluğu saptanabilirken, HbA1c bu anlık görüntülerin uzun vadedeki ortalamasını sunarak daha geniş bir perspektif sağlar. Bu nedenle, özellikle risk faktörleri taşıyan bireylerde tek bir normal sonuca dayanarak metabolik bir sorunun olmadığı sonucuna varılmamalı, klinik şüphe devam ediyorsa bu tamamlayıcı testlerle daha kapsamlı bir değerlendirme yapılmalıdır. Ayrıca, test sonuçlarının güvenilirliği, test öncesi hazırlık süreçlerine sıkı sıkıya bağlıdır. Örneğin, OGTT’den önce en az üç gün yeterli karbonhidrat alımı ve test sırasında fiziksel aktiviteden kaçınma gibi kurallara uyulmaması veya kan numunesinin laboratuvarda uygun şekilde işlenmemesi, yanlış tanı konulmasına yol açabilir. Bu durum, doğru tanı için hem hasta uyumunun hem de laboratuvar standartlarının kritik önemini ortaya koymaktadır.

Sağlıklı Bireyler İçin Referans Değerler: Metabolik Dengenin Sayısal Karşılığı

Herhangi bir metabolik bozukluğu olmayan sağlıklı bireylerde kan şekeri seviyeleri, vücudun glukozu verimli bir şekilde yönettiğini gösteren belirli aralıklarda seyreder. Bu değerler, metabolik sağlığın korunması için hedeflenen optimal aralıkları temsil eder.

İdeal Açlık Kan Şekeri (AKŞ) Aralığı

Sağlıklı, diyabeti olmayan bir yetişkin için ideal açlık kan şekeri aralığı 70-99 mg/dL (3.9-5.5 mmol/L) olarak kabul edilir. 70 mg/dL’nin altındaki değerler hipoglisemi (kan şekeri düşüklüğü) olarak adlandırılırken, 100 mg/dL ve üzerindeki değerler prediyabet veya diyabet açısından daha ileri tetkik gerektirir.

İdeal Tokluk Kan Şekeri (TKŞ) Aralığı

Sağlıklı bir bireyde, yemek başlangıcından 2 saat sonra ölçülen tokluk kan şekeri değerinin 140 mg/dL (7.8 mmol/L)’nin altında olması beklenir. Bu seviye, pankreasın yeterli insülin yanıtı verdiğini ve vücudun bu insülini etkin bir şekilde kullandığını gösterir.

Sağlıklı Bir Bireyde HbA1c Seviyesi

Uzun vadeli kan şekeri kontrolünün bir göstergesi olan HbA1c seviyesinin, diyabet riski olmayan sağlıklı bireylerde %5.7’nin altında (39 mmol/mol) olması normal kabul edilir. Bu değer, son 2-3 aylık süreçte kan şekeri ortalamasının sağlıklı sınırlarda seyrettiğinin güçlü bir kanıtıdır.

Prediyabet (Gizli Şeker) ve Diyabet Tanı Kriterleri: Risk Sinyalleri ve Kesin Tanı Eşikleri

Kan şekeri değerleri normal aralığın üzerine çıktığında, bu durum prediyabet veya diyabetin bir işareti olabilir. Bu tanıların konulmasında kullanılan eşik değerler, bilimsel çalışmalara dayanarak diyabete bağlı organ hasarı riskinin anlamlı şekilde artmaya başladığı noktaları temsil eder. Bu nedenle, bu kriterler sadece birer etiket değil, aynı zamanda koruyucu önlemlerin alınması için birer “müdahale çağrısıdır”.

Prediyabetin Tanımlanması: Diyabete Giden Yolda Bir Uyarı İşareti

Prediyabet, kan şekeri seviyelerinin normalden yüksek olduğu ancak henüz diyabet tanısı koymak için yeterli olmadığı bir ara metabolik durumdur. Bu durum, gelecekte Tip 2 diyabet ve kalp-damar hastalıkları geliştirme riskinin önemli ölçüde arttığını gösteren kritik bir uyarı işaretidir. Aşağıdaki kriterlerden herhangi birinin varlığı prediyabet tanısı için yeterlidir:

  • Bozulmuş Açlık Glukozu (BAG): AKŞ değerinin 100-125 mg/dL (5.6-6.9 mmol/L) aralığında olması.
  • Bozulmuş Glukoz Toleransı (BGT): OGTT sonrası 2. saat kan şekeri değerinin 140-199 mg/dL (7.8-11.0 mmol/L) aralığında olması.
  • HbA1c ile Prediyabet Tespiti: HbA1c değerinin %5.7 – %6.4 (39-47 mmol/mol) aralığında olması.

Prediyabet homojen bir durum değildir; kendi içinde bir risk spektrumu barındırır. Hem BAG hem de BGT kriterlerini aynı anda karşılayan bireyler, sadece bir kritere sahip olanlara göre diyabete çok daha hızlı ilerleme ve daha yüksek kardiyovasküler risk taşıma eğilimindedir. Bu durum, en yüksek risk altındaki bireylerin belirlenerek daha yoğun yaşam tarzı müdahaleleri ve takip programlarına öncelikli olarak dahil edilmesinin önemini vurgular.

Diyabet Tanısı: Eşik Değerler ve Klinik Anlamı

Diyabet tanısı, geri döndürülemez komplikasyon riskinin başladığı noktayı belirleyen kesin eşik değerlere dayanır. Aşağıdaki kriterlerden herhangi birinin, belirgin semptomların olmadığı durumlarda farklı bir günde tekrarlanarak doğrulanması koşuluyla, tanı için yeterli olduğu kabul edilir:

  • Açlık Kan Şekeri (AKŞ): ≥ 126 mg/dL (≥ 7.0 mmol/L).
  • Tokluk Kan Şekeri (OGTT 2. Saat): ≥ 200 mg/dL (≥ 11.1 mmol/L).
  • HbA1c: ≥ %6.5 (≥ 48 mmol/mol).
  • Rastgele Plazma Glukozu: Belirgin hiperglisemi semptomları (aşırı susama, sık idrara çıkma, kilo kaybı) varlığında ≥ 200 mg/dL (≥ 11.1 mmol/L).

Ulusal ve Uluslararası Kılavuzlar (TEMD, TÜRKDİAB ve ADA): Bir Konsensüsün Anatomisi

Türkiye’deki TEMD ve TÜRKDİAB ile uluslararası alanda öncü olan ADA gibi otoritelerin yayınladığı kılavuzlar incelendiğinde, prediyabet ve diyabet tanı kriterlerinin neredeyse tamamen örtüştüğü görülmektedir. Bu güçlü konsensüs, belirtilen eşik değerlerin sağlam bilimsel kanıtlara dayandığını ve küresel olarak kabul gördüğünü teyit etmektedir. Bu standartların zaman içinde yeni araştırmalar ışığında güncellenebilmesi, tanı yaklaşımlarının dinamik ve kanıta dayalı doğasını yansıtmaktadır.

Aşağıdaki tablo, kan şekeri durumlarına göre tanısal kriterleri özetlemektedir.

Tablo 1: Kan Şekeri Durumlarına Göre Tanı Kriterleri

DurumAçlık Kan Şekeri (mg/dL)OGTT 2. Saat Kan Şekeri (mg/dL)HbA1c (%)
Normal70 – 99< 140< 5.7
Prediyabet (Gizli Şeker)100 – 125140 – 1995.7 – 6.4
Diyabet≥ 126≥ 200≥ 6.5

Yaşam Boyu Kan Şekeri Değişimleri ve Özel Durumlar: Bireyselleştirilmiş Yaklaşımın Önemi

Kan şekeri hedefleri statik değildir ve “tek bir değer herkese uyar” prensibi geçerli değildir. İdeal kan şekeri aralıkları ve tedavi hedefleri; yaşa, fizyolojik duruma (örneğin gebelik), eşlik eden hastalıklara ve bireyin genel sağlık durumuna göre dinamik olarak değişir. Bu bireyselleştirilmiş yaklaşımın temelinde, tedavinin potansiyel faydalarını (uzun vadeli komplikasyonları önleme) ve potansiyel risklerini (özellikle tehlikeli olabilen hipoglisemi) dengelemek yatar.

Çocukluk ve Ergenlik Dönemi

Çocukluk ve ergenlik dönemlerinde salgılanan büyüme hormonu ve cinsiyet hormonları, geçici bir insülin direncine yol açarak kan şekerinde dalgalanmalara neden olabilir. Sağlıklı çocuklar için yaşa göre referans aralıkları değişmekle birlikte (örneğin, 1-12 yaş için AKŞ 60-100 mg/dL), diyabetli çocuklarda hedefler, hipoglisemi riskini en aza indirecek şekilde daha esnek tutulur.

Yetişkinler ve Orta Yaş Grubu

Bu gruptaki sağlıklı bireyler için Bölüm 2 ve 3’te belirtilen standart hedefler (AKŞ 70-99 mg/dL, TKŞ <140 mg/dL) geçerlidir. Ancak stres, düzensiz beslenme ve hareketsizlik gibi modern yaşam tarzı faktörleri bu değerleri olumsuz etkileyebilir ve prediyabet riskini artırabilir.

İleri Yaş Grubunda Bireyselleştirilmiş Hedefler ve Hipoglisemi Riski

Yaşlanma süreci, insülin duyarlılığının doğal olarak azaldığı fizyolojik bir değişimdir ve bu durum yaşlanmayı diyabet için bağımsız bir risk faktörü haline getirir. Bu nedenle, 45 yaşından itibaren düzenli diyabet taraması önerilmektedir. İleri yaştaki bireylerde, özellikle eşlik eden başka hastalıklar varsa, sıkı kan şekeri kontrolünün neden olabileceği ciddi hipoglisemi (kan şekeri düşüklüğü) riski, hafif yüksek kan şekerinin (hiperglisemi) uzun vadeli risklerinden daha tehlikeli olabilir. Hipoglisemi; düşmelere, kemik kırıklarına, bilişsel bozukluklara ve kalp ritim problemlerine yol açabilir. Bu risk-fayda dengesi gözetilerek, yaşlı bireylerde glisemik hedefler daha esnek tutulur. Örneğin, yaşam beklentisi kısa ve çoklu hastalığı olan kırılgan bir yaşlıda HbA1c hedefi %8.0-8.5’e kadar kabul edilebilirken, sağlıklı ve aktif bir yaşlıda %7.0-7.5 gibi daha sıkı bir hedef benimsenebilir.

Gebelikte Kan Şekeri Yönetimi ve Gestasyonel Diyabet

Gebelikte hem anne hem de bebek sağlığını korumak amacıyla çok daha sıkı kan şekeri hedefleri uygulanır. Yüksek kan şekeri, bebekte anne karnında aşırı büyümeye (makrozomi), doğum travmalarına ve yenidoğan döneminde metabolik sorunlara yol açabilir. Bu nedenle, gebelikte hedefler fetal komplikasyon riskini en aza indirmeye odaklanır:

  • Hedefler: Açlık <95 mg/dL, yemekten 1 saat sonra <140 mg/dL ve yemekten 2 saat sonra <120 mg/dL.

Aşağıdaki tablo, farklı yaşam evreleri ve özel durumlar için önerilen kan şekeri hedeflerini ve bu hedeflerin arkasındaki mantığı özetlemektedir.

Tablo 2: Farklı Yaş Grupları ve Özel Durumlar İçin Hedef Kan Şekeri Değerleri

Grup/DurumAçlık Kan Şekeri (mg/dL)Tokluk Kan Şekeri (mg/dL)HbA1c (%)Temel Gerekçe
Sağlıklı Yetişkin70 – 99< 140 (2. saat)< 5.7Optimal metabolik sağlığın korunması
Diyabetli Çocuk (0-6 yaş)100 – 180< 200< 7.5Ciddi hipoglisemi riskini en aza indirmek
İleri Yaş (Sağlıklı)80 – 120< 180< 7.0 – 7.5Komplikasyonları önlerken hipoglisemi riskini dengelemek
İleri Yaş (Kırılgan/Ek Hastalık)90 – 150< 200< 8.0 – 8.5Hipogliseminin akut tehlikelerinden kaçınmak
Gebelik< 95< 140 (1. saat), < 120 (2. saat)< 6.0 – 6.5Anne ve bebek sağlığını korumak, fetal komplikasyonları önlemek

Diyabetli Bireyler İçin Glisemik Kontrol Hedefleri: Komplikasyonları Önleme Stratejisi

Diyabet tanısı konmuş bireylerde tedavinin temel amacı, kan şekeri seviyelerini hedeflenen aralıkta tutarak hastalığın uzun vadeli komplikasyonlarını önlemek veya geciktirmektir. Bu hedeflere ulaşmak, yaşam kalitesini korumak için kritik öneme sahiptir.

Tedavi Altındaki Bireyler İçin Genel Hedefler

Diyabetli çoğu yetişkin için uluslararası kılavuzların önerdiği genel glisemik kontrol hedefleri şunlardır:

  • HbA1c: < %7.0 (53 mmol/mol)
  • Öğün Öncesi (Açlık) Kan Şekeri: 80-130 mg/dL
  • Öğün Sonrası (Tokluk) Pik Kan Şekeri: < 180 mg/dL

Bu hedeflere ulaşmanın, diyabetin neden olduğu göz (retinopati), böbrek (nefropati) ve sinir (nöropati) hasarı gibi mikrovasküler komplikasyonların yanı sıra kalp krizi ve inme gibi makrovasküler komplikasyon riskini de önemli ölçüde azalttığı kanıtlanmıştır.

Tedavi Hedeflerinin Bireyselleştirilmesi

Genel hedeflere ek olarak, tedavi planı her zaman hastanın bireysel özelliklerine göre şekillendirilmelidir. Örneğin, yeni tanı almış, yaşam beklentisi uzun ve başka ciddi hastalığı olmayan genç bir diyabetlide, hipoglisemi riski dikkatle yönetilerek HbA1c hedefi <%6.5 gibi daha sıkı bir seviyeye çekilebilir. Tedavi kararları sadece kan şekeri rakamlarına göre değil, hastanın genel durumu, semptomları, yaşam tarzı ve tedaviye uyum kapasitesi gibi birçok faktör göz önünde bulundurularak verilir.

Klinik Değerlendirme ve Sonraki Adımlar: Bilgiyi Eyleme Dönüştürmek

Kan şekeri değerlerini bilmek, sağlığı yönetmenin ilk adımıdır. Bu bilgiyi doğru yorumlamak ve gerekli adımları atmak, olası sağlık sorunlarını önlemek için esastır.

Anormal Değerlerin Anlamı: Hiperglisemi ve Hipoglisemi

  • Hiperglisemi (Yüksek Kan Şekeri): Kan şekeri seviyelerinin sürekli olarak hedeflerin üzerinde olması durumudur. Sık idrara çıkma, aşırı susama, bulanık görme ve yorgunluk gibi belirtilere yol açabilir. 300 mg/dL gibi çok yüksek seviyeler, vücutta ciddi metabolik bozulmalara işaret edebilir ve acil tıbbi müdahale gerektirebilir.
  • Hipoglisemi (Düşük Kan Şekeri): Genellikle 70 mg/dL’nin altındaki değerler olarak tanımlanır ve özellikle 50 mg/dL’nin altı tehlikeli olabilir. Baş dönmesi, titreme, terleme, sinirlilik ve bilinç bulanıklığı gibi belirtilerle kendini gösterir. Böyle bir durumda, 15 gram hızlı etkili karbonhidrat (örneğin birkaç kesme şeker veya yarım bardak meyve suyu) alınmalı ve 15 dakika sonra kan şekeri tekrar kontrol edilmelidir.

Prediyabet Yönetimi: Diyabeti Önleme veya Geciktirme Fırsatı

Prediyabet tanısı, bir son değil, bir başlangıçtır. Bu aşama, yaşam tarzında yapılacak etkili değişikliklerle Tip 2 diyabet gelişimini önlemek veya en azından yıllarca geciktirmek için kritik bir fırsat penceresi sunar. Kanıtlanmış temel stratejiler şunlardır:

  • Kilo Kontrolü: Vücut ağırlığının %5-7’sinin kaybedilmesi, insülin duyarlılığını önemli ölçüde artırır.
  • Fiziksel Aktivite: Düzenli egzersiz, örneğin günde en az 7500-10000 adım atmak, kan şekerini kontrol etmeye yardımcı olur.
  • Sağlıklı Beslenme: Basit şekerlerden ve işlenmiş gıdalardan fakir, lifli gıdalardan, sebze ve sağlıklı yağlardan zengin bir beslenme modeli (örneğin Akdeniz diyeti) benimsemek.
  • Bel Çevresi: Bel çevresinin kadınlarda 80 cm, erkeklerde 94 cm’nin altında tutulması hedeflenmelidir, çünkü artmış bel çevresi insülin direncinin bir göstergesidir.

Sonuçların Yorumlanması ve Ne Zaman Doktora Başvurulmalı?

Evde parmak ucundan yapılan kan şekeri ölçümleri, günlük takip için değerli anlık bilgiler sunarken, tanısal nitelikte olan testler laboratuvarda damardan alınan kan örnekleriyle yapılanlardır. Herhangi bir test sonucunuz (AKŞ, TKŞ veya HbA1c) prediyabet veya diyabet aralığında çıkarsa, bu durumu kendi kendinize yorumlamaktan veya tedaviye başlamaktan kesinlikle kaçınmalısınız. Sonuçların bir hekim tarafından değerlendirilmesi, doğru tanının konulması ve kişiye özel bir yönetim planının oluşturulması için zorunludur.

Sonuç: Bilgiden Eyleme, Sağlıklı Bir Geleceğe

Kan şekeri değerlerini anlamak, metabolik sağlığınızı koruma yolculuğunda atılan ilk ve en önemli adımdır. Bu rehberde sunulan rakamlar, sadece birer ölçümden ibaret değil, vücudunuzun size gönderdiği kritik mesajlardır. Ancak diyabet yönetimi, yalnızca kan şekeri seviyelerini hedef aralıkta tutmaktan çok daha fazlasını ifade eder; bu, kapsamlı bir “toplam risk yönetimi” yaklaşımı gerektirir.

Komplikasyonları önlemek için kan şekerinin ayarlanmasının yanı sıra, kan basıncının (tansiyon) kontrolü, kan yağlarının (lipidler) ideal seviyelerde olması, kilo kontrolü, sigaranın bırakılması ve düzenli bir beslenme ile egzersiz programının benimsenmesi de hayati önem taşır. Türkiye’de yapılan çalışmalar, diyabetli bireylerin sadece küçük bir kısmının kan şekeri, tansiyon ve kan yağları hedeflerinin üçüne birden ulaşabildiğini göstermektedir; bu durum, bütüncül yaklaşımın ne kadar kritik olduğunu bir kez daha ortaya koymaktadır.

Unutulmamalıdır ki, özellikle Tip 2 diyabet, yaşam tarzı değişiklikleriyle büyük ölçüde önlenebilir bir hastalıktır. Prediyabet (gizli şeker) tanısı, bir son değil, sağlıklı bir geleceğe açılan bir kapı olarak görülmelidir. Bu aşamada atılacak doğru adımlar, diyabetin yıkıcı etkilerinden korunmak için en değerli fırsattır.

Bu rehber, size yol göstermek amacıyla hazırlanmıştır. Ancak hiçbir bilgi, bir sağlık profesyonelinin yerini tutamaz. Eğer diyabetiniz varsa veya test sonuçlarınızla ilgili endişeleriniz bulunuyorsa, en yakın sağlık kuruluşuna başvurarak bir uzmandan destek almanız esastır. Sağlığınızı korumak, bilgi, bilinç ve doğru tıbbi ortaklıkla mümkündür.

Ekler

Kan Şekeri Birim Dönüşüm Tablosu (mg/dL ↔ mmol/L)

Kan şekeri ölçümleri dünya genelinde iki farklı birimle ifade edilir: miligram/desilitre (mg/dL) ve milimol/litre (mmol/L). Türkiye ve ABD’de mg/dL yaygınken, Avrupa ve İngiltere’de mmol/L kullanılır. Aralarındaki dönüşüm formülleri şöyledir:

  • mmol/L=mg/dL/18
  • mg/dL=mmol/L×18

Aşağıda sık karşılaşılan değerler için bir dönüşüm tablosu bulunmaktadır.

mg/dLmmol/L (yaklaşık)
703.9
1005.6
1267.0
1407.8
18010.0
20011.1

HbA1c ve Tahmini Ortalama Glukoz (eAG) Karşılıkları

HbA1c değeri, son 2-3 aydaki ortalama kan şekeri seviyesini yansıtır. Aşağıdaki tablo, HbA1c yüzdesinin günlük kan şekeri ölçümlerinde kullanılan mg/dL birimi cinsinden ne anlama geldiğini gösterir. Bu, hastaların HbA1c sonuçlarını daha somut bir şekilde anlamalarına yardımcı olur.

HbA1c (%)Tahmini Ortalama Glukoz (eAG) (mg/dL)
6126
7154
8183
9212
10240
11269
12298
Benzer Yazılar
Latest Posts from MAXI SAĞLIK